Söğüş Günlükleri ;)

Henüz fotoğrafları düzenlemekle uğraştığım için uzun uzun yazı yazamayacağıma göre minik bir söğüş günlüğü yapayım dedim sizlere. ;) Söğüş sevenlerdenseniz toplaşın yamacıma. Önce iki adet İstanbul favorimle başlıyorum. Beşiktaş Çarşı içindeki Baba Söğüş, söğüş krizimiz tuttuğunda gittiğimiz ilk durak. Hem lezzet hem temizlik hem de yakınlık anlamında bizim için on numara. 

Bu arada sakatatın her geçen gün aklandığı günlerde yaşadığımız için çok mutluyum, çünkü ben çocukluğumda bile anneanneme ayak paça yaptıran bir sakatat delisiyim. Dana dil, yürek, böbrek, ciğerin her türlüsü, işkembe çorbası ve İtalya'da denediğimiz parmesanlı ve domatesli o nefis yemeği (trippa) için işimi gücümü bırakıp koşa koşa masa başına gidebilirim. O yüzden "söğüş krizi" gerçekten var olan bir durumdur benim için. ;) 


Bir tek çocukluğumuzda yediğimiz beyin ile pek aram yoktur. Yani aklıma gelmez diyeyim. Ama Baba Söğüş'ün İzmir Söğüş tabağının içine biraz da ondan ekletip de diğerlerinin arasına karıştırmak feci bir lezzet kattığı için ona da asla hayır demem.  

Çukur Ciğerci ise Feriköy taraflarındaki duraklarımdan. İki üç masalık minicik ama tertemiz bir dükkan. Paça çorbası ve uykuluk da olan karışık kızartması inanılmaz lezzetli. Çorbanın içinde gelen parça ayağı Erol Taş gibi sıyırırken kapşon ve güneş gözlüğünden yardım alarak kimselere görünmemeye çalışın. :P Ama karizma düşünerek de bu nefis lezzetlerin hakkını vermeden çıkmayın oradan. 


Ve son olarak söğüşün merkezinden, İzmir'den sesleniyorum. Böylece Ege yazılarına da başlamış sayılır mıyım ki? ;) Kemeraltı Çarşısı'nda yer alan Hisarönü Söğüşçüsü Mustafa Usta'ya uğramadan İzmir'de söğüş yemiş sayılmazmışsınız diye duyduk ve attık kendimizi minik tahta masalarından birine. Dil, yanak ve beyinden oluşan karışık bir söğüş porsiyonunu iki kişi bölüştük bu kez. E napalım, sabah boyoz(lar)la başlayıp, akşam deniz ürünleriyle bitirince ara öğün niyetine bir öğle yemeği olması gerektiği için yeterince kendimizden geçemedik bu kez. ;) Nefis bir lezzetti ama, yolunuz İzmir'e düşerse mutlaka denemelisiniz.   


O zaman ben artık fotoğraflarımı düzenlemeye döneyim. Ege'nin çeşitli yerlerinde öyle güzel bir hafta geçirdik ki tadı damağımda, zihnimde ve fotoğraflarımda kaldı çünkü. Umarım size de bu güzellikleri yansıtabilirim. En kısa zamanda döneceğim aranıza.

Afiyetle kalın. :)

2 yorum:

sezer eser perker dedi ki...

İştah açıcı bir post:)

Imge dedi ki...

Sezer,
Benim de yazarken bile canım istedi valla. ;)